Çocuk parkları,

Çocukluğumun en mutlu anlarını geçirdiğim renk cümbüşü, çocuk parkları. Annemin beni okuldan almaya gelmesi, beni çocuk parkına götüreceği anlamına gelmekteydi. Annemi ne zaman okul kapısında görsem içim içime sığmazdı. Okulumuzun hemen arkasında kocaman bir çocuk parkı vardı. Hatırlıyorum şimdi bu parkta yok yoktu. Çok değil 5 sene öncesine kadar parklar metal ve ahşap karışımından imal edilirdi. Ama yine de hafızamdan çıkmayan en güzel mekandı. Annemin beni götürdüğü parkta sayısız kaydırak, salıncak, tahterevalli, gemi figürlü platformlar, karşılıklı binerek sallandığımız salıncaklar vardı. En çok salıncakta havalara uçmayı severdim. Bir de salıncakta uçarken tepemde yükselen koca koca ağaçlara bakmayı... Çocuk parkı demek sadece ekipman demek değil bence. Ağaçlar ve çiçekler de çok önemli.

Şimdi ben büyüdüm ve kendi çocuğumu parka götürüyorum.Şimdiki parklarda plastik aksamlar revaçta. Çok hareketli, göze hitap eden, çocukları öncelikle görsellikle etkileyen gruplar şeklinde.Çocuklarımız şimdi bu oyun alanlarında büyüyor. Çocuk parkları için belli güvenlik standartları oluşturulmuş. Yüksekliğinden, plastiğinin sağlığa uygunluğuna kadar herşey ince ince değerlendiriliyor.Şimdi hemen hemen her mahallede bir çocuk parkı var. 2 salıncak , 1 kaydırak , 1 tahterevalliden de oluşsa, her mahallede bir park var.Sarı, yeşil, mavi, kırmızı kaydıraklar, plastik çatılar, ayarlı salıncaklar cıvıl cıvıl.

Diyorum bazen kendi kendime acaba şimdi mi çocuk olsaydım...

 

Son Güncelleme (Cuma, 02 Aralık 2011 10:11)